TİKB’nin yurtdışında yaptığı kadro toplantılarından ilkine ait tutanak
Ekteki belge, 2 MK üyesinin örgüt kararıyla yurtdışına çıkarılmalarının hemen ardından (3 ay sonra/2003 Şubat) başlatılan kadro toplantılarından ilkine ait tutanak çözümlemesidir.
Bu toplantıya, örgütün faaliyet ve ilişkilerinin bulunduğu bütün Avrupa ülkelerinden, dönemin Yurtdışı Komitesi tarafından önerilen bütün temel kadrolar çağrılmıştır. İki grup halinde toplam 34 kadronun katıldığı bu toplantılar sırasında, yurtdışında o güne kadar yürütülen faaliyetin genel bir değerlendirilmesi yapılmış, bununla da bağlantılı olarak geleceğe dair hedef ve yönelimler saptanmıştır.
YD faaliyetinin temel yöntemlerinden biri olarak işletilip yerleştitilmeye çalışılan bu genel kadro toplantıları, önceden belirlenen konuların ele alınıp tartışıldığı kadro eğitim toplantıları biçiminde 2005 yılına kadar sürdürülmüştür.
Yurtdışı çalışmasının o zamana kadarki olumlu ve zayıf yönlerinin de vurgulandığı bu toplantıda MK adına değerlendirme ve yönlendirme şu çerçevede yapılmıştır:
YD ÇALIŞMASI – MEVCUT DURUM, YENİ HEDEF ve YÖNELİMLER
I- YD’nin İMKAN ve POTANSİYELLERİ:
- Bugüne kadarki algılanış:
- Ülkeye lojistik destek üssü ve ülkedeki politik gündeme bağımlı takvim devrimciliği… Çalışmaların darlaşmasının belirleyici etkenlerinden biri.
- YD örgütlenmemizin başlangıçta taşıdığı zaaftan ötürü bu anlayış yakın döneme kadar en başta YD’deki yönetici yoldaşlar ve diğer güçlerimizde kendini gösterdi (YD çalışmasının başlangıçtaki şekillenişi- kendiliğinden, “kendimizce bir şeyler yapalım”; ülkeye destekte bulunalım.
- YD’nin bir cephe gerisi ve lojistik destek üssü olarak algılanması, ülkedeki kadrolarımız içinde de yaygın bir tekyanlılıktı. Bu ayrıca, 12 Eylül döneminde tasfiyecilik ve mülteciliğe karşı tarihsel duruşumuzun yüzeysel, mekanik algılanışıyla da birleştiği durumlarda YD çalışmamızı ve YD’daki yoldaşları küçümseyici, onları yaralayan sekter tutumlara zemin oluşturdu.
- İşin ilginci, merkezi düzeyde böyle dar ve yüzeysel bir yaklaşım hiçbir zaman olmadığı halde, tüzüğümüzde dahi YD örgütlenmesini “cephe gerisi örgütlenmesi” olarak tanımlayan belirlemeler var. Bu vurgular gerçi fonksiyon açısından değil, mücadelenin koşullarındaki farklılıktan kaynaklanan yanlara ilişkindir. YD faaliyetinin kapsam ve içeriğini dar kavramanın ifadesi değildir. Mücadelenin koşullarındaki farklılıktan dolayı örgütsel yapı ve mekanizmaların işleyişinde gözetilmesi gereken farklılıkları vurgulayan bir yaklaşımdır. Sonrasından da görüleceği üzere, üyelik, aday üyelik ve işlerlik sorunlarındaki uygulama farklılıklarının gerekçesi ve temelini anlatmak amacıyla kullanıldığı açık
Hepinizin hatırlayacağı üzere, tüzükte aynen şöyle söyleniyor: “MK’nın çizdiği sınırlar içinde hareket etmek koşuluyla başlıca görevleri şunlardır: a) Yurdışında bulunan Türkiyeli ve Kürdistanlı göçmen işçiler ile politik sürgünleri, örgütün çizgisi ve temel politikaları doğrultusunda yüzleri ülke devrimine dönük olarak örgütlemek, b) Bulundukları ülkelerdeki proletaryanın sınıf mücadelesine aktif bir biçimde katılmalarını sağlamak, c) Örgütü uluslararası planda tanıtmak, ML temelde enternasyonalist ilişkiler kurmak ve geliştirmek, d) Örgüte etkin bir lojistik destek sağlamak, ülkedeki mücadeleyi kadrosal, mali ve teknik yönlerden vargücüyle desteklemek.”
Ancak, bunun tüzüğü yetkinleştirme kapsamında onun düzeltilmesi gereken yönlerinden biri olduğunu görmeliyiz. Zira günümüzde artık cephe ve cephe gerisi gibi anlayışlardan kopmak lazım. Aynı cephenin farklı mevzilerinden söz edilebilir. Emperyalist kapitalizmin geldiği düzey, iletişim ve teknolojideki gelişmeler, küreselleşen dünya… Dünyanın herhangi bir yerindeki bir gelişmenin nasıl zincirleme reaksiyonlar doğurduğu. Küreselleşme gerçekliği, enternasyonal açısından da bu anlamsız ayrımların kaldırılması gerekliliğini gösteriyor.
Bugün bu iki ayak birbirine çok bağımlı/ Birindeki yaratılan yetkin bir çalışma diğer ayağı güçlendirecektir. Tersi de doğrudur. Politik etkinliğin motive edici yanı: Küreselleşme karşıtı eylemlerin, Cenova, Prag, Nice’deki yer alışımızın bizlerde yarattığı etki/örnek.
Bundan sonraki yönelimlerimizin salt YD faaliyeti olarak değil, birbirini büyüten ve güçlendiren, birbirine her yönden sıkıca eklemlenmiş tek bir faaliyet olarak algılamak gerek. Genel örgüt performansı, tarihsel ve enternasyonal açıdan bu temel üzerinden kavranacak ve değerlendirilecektir.
- Halbuki YD, bütün bunları da içeren ama kendisini salt bununla sınırlamayan çok daha geniş imkan ve potansiyellerin yattığı çok yönlü bağımsız bir faaliyet alanı.
Ba) Küreselleşme karşıtı hareket: Günümüzde, bağrında emperyalist kapitalizme karşı değişik düzeylerde seferber edilebilecek güçlerin yattığı (önemli) bir dinamik. Yeni bir Marksist çekirdek yaratma olanakları
Küreselleşme karşıtı hareketin ‘koalisyon’ özelliği. Bunun içerdiği potansiyeller, beraberinde getirdiği tehlikeler. Potansiyeller içerisinde hareketi Marksist tezler ve eylem doğrultusunda dönüştürme imkanı da var. Tehlikelerin başında ise şekilsizleşme ve liberal bir zeminde kaybolma geliyor.
Küreselleşme karşıtı hareketi salt üst düzeyden bir müdahaleyle etkileyeceğimizi, onu ML bir doğrultuya çekebileceğimizi sanmayalım. Yerel güçlerle ilişki bu nedenle çok belirleyici bir öneme sahip. Yerel güçleri önden etkileyip birlikte hareket etmeyi güçlendireceğiz. Bu, merkezi düzeydeki etkinliğimizi de artıracak. Bu yerel güçlere, sözümüzün daha dikkate alınacağı, her söylediğimize bakılacağı tarzda yansıyacak.
Bb) Herbiri bir biçimde küreselleşme karşıtı hareket içinde de yer alan, onun bir bileşenini oluşturan yerel antifaşist, antikapitalist güçler ve dinamikler…
Bc) Sayıları milyonları bulan Türkiyeli göçmenler (Türkler ve Kürtler) Sözgelimi Fransa’da 275 bin Türkiyeli yaşıyor. Kapısı çalınanlar hep aynı evler ve bunlar belki de salt 275 tane. Bağış için, gece için, konser için… tüm devrimci yapıların 15 günlük aralarla gittiği hep aynı evler. (Növer örneği)
KENDİMİZİ MİLYONLARDAN KOPARMIŞIZ!
Asgari düzeyde gelişkin bir YD faaliyeti tüm bu dinamikleri kapsayıcı şekilde çok yönlü ve birbirini bütünleyen bir faaliyet olmak zorunda. Ülkeye ‘lojistik destek’ sorumluluğu da bunun tamamlayıcı bir parçası olarak ele alınıp düşünülmek zorunda. Zaten ancak bu kapsamda bir çalışma, bu sorumluluğun yerine getirilmesinde de zengin olanaklar sunabilir.
II- TÜRKİYELİ DEVRİMCİ ÖRGÜTLERİN DURUMU:
- Yukarıdaki her üç dinamiğin de dışında ve uzağında… Diğer örgütler fiilen zaten yoklar. Ekim, Odak, bunların Türkiye’de esameleri okunmuyor. Buralarda temsil ettiğini söyleyen kimi insanlar var. PKK görece en örgütlü yapı durumunu halen koruyor; fakat çok büyük bir güç kaybetmiş durumda. Kitlelerde büyük bir hayal kırıklığı yaratmış durumda. MLKP YD’da “dönerciler” olarak anılıyor. Her iki TİKKO belli bir rutinin içinde debeleniyor. Üstelik tüm bu yapıların YD’daki sicilleri hiç de temiz sayılmaz. Bu durum bizim için sorumluluk cephesinden ayrıca önemli.
- a) Küreselleşme karşıtı hareket içerisinde ciddi anlamda kayda değer bir varlığı ve yönelimi dahi yok.
- b) Bulunulan ülkelerdeki yerel güçlerle ilişkileri de hemen hemen hiç yok. Şu veya bu ülkede belirli zamanlarda kurulan kimi ilişkiler de çıkarcı “faydalanma” kafasıyla kurulduğu için uzun ömürlü olmamış.
- c) Türkiyeli göçmen kitlenin ezici bir çoğunluğundan da kopukluk.
SONUÇ OLARAK: Cemaatleşme ve gettolaşma. Demokrat kesimler nezdinde bile büyük bir itibar ve güven kaybı. Kitlelerin olduğu kadar bulunulan ülkenin gerçek sorun ve gündemlerinden de kopuk, kapalı devre ilişkiler. Bundan türeyen sonuçlar olarak; devrimciliğin yozlaşıp çürümesi, korkunç bir ölçü ve perspektif kayması. Bu temelde birleşilirken şu veya bu konudaki tali yönlerde göreli farklılıklarla avunma, kendini aldatma. Bu bizim güçlerimizde de var.
“Devrimci faaliyet” artık nasıl algılanıyor: Gece ve konser biletleri satışı, gazete satışı, “dernek faaliyeti” adı altında “sen, ben, bizim oğlan” ilişkileri ve “bağış toplama”… Kitlelerin gündeminde ve yaşamında yokuz. Her şeyden önce bu tarz ve gettolaşma kırılıp aşılmak zorunda.
“Gettolaşarak dünyayı değiştiremezsiniz!” Bu tam da Avrupa emperyalist burjuvazisinin düşülmesini istediği zemindir. Hem birbirlerine, hem bulundukları ülke halklarına karşı bir düşmanlaşma, en iyi halde bir ayrıksı duruş söz konusudur. Komünist devrimciliğin enternasyonalist rengini vermesi gereken yer tam da burasıdır. Şimdiki durum itibariyle, bırakın diğer halklarla bağ kurmayı, kendi toplumumuzla da bağlarımız yok denecek kadar zayıflamış. Getto içinde gettoyu yaşıyoruz.
Bunu kırabilmek için önce HEDEFLERİMİZİ ve HEDEF KİTLEMİZİ iyi tanımalıyız. Etkili araç ve yöntemler ancak bu temel üzerinde şekillendirilebilir. Türkiyeli kitlenin sosyo-ekonomik, psiko-siyasal yapısındaki değişimleri derinlemesine ve bütünlüklü kavramak zorundayız.
- Konumda farklılaşma: “İlk kuşak”ın yüzü ülkeye dönüktü; geliş amaçları, Ancak bugün “GÖÇMENLİKTEN YERLEŞİKLİĞE” geçiş baskın.
- Sosyal/sınıfsal konumda da farklılaşma: Eskisi gibi “düz işçilik”ten mülk sahipliğine doğru evrilme, Emekçi ve mülk sahibi kırması bir yapı, zincirlerinden başka kaybedecek şeyleri de var artık.
- İlk ikisine bağlı olarak, siyasal sosyal duyarlılıkların da günlük yaşamlarına yön veren duygu ve güdülerinde farklılaşma… Eskiden ülkede olup biten her şey onları derinden etkileyip ilgilendiriyordu. Şimdi ise yaşadıkları ülkelerde yaşadıkları gündelik sorunlar belirleyici hale gelmiş durumda.
- Ajitasyon ve propagandamızdan örgütlenme biçim ve araçlarımıza kadar, bu değişiklikleri dikkate almayan bir çalışma etkili ve sonuç alıcı olamaz.
III- KENDİ DURUMUMUZ:
Yukardaki genel tablonun fazla dışında değiliz maalesef.
Koruyup yaşattığımız devrimci özellikler:
– Her şeye rağmen bir temel/altyapı yaratılmış durumda.
– ÖO vb kesitlerde sergilenen ‘öncü’ tutumun anlam ve değeri,
– Küreselleşme karşıtı eylemli tutum, anlamı ve etkileri,
– Tasfiyecilikten korunma,
BUNLARIN TARİHSEL-SİYASAL MANEVİ ANLAM ve ÖNEMİ…
Ancak bunlar yeterli ve tatmin edici olabilir mi? Bu noktada “görelilik” ölçütü terkedilmeli, bu, bireysel ve örgütsel düzeyde yanıltıcı bir ‘TATMİN DUYGUSU’ ve ‘REHAVET’ yaratıyor.
Yarattıklarımız ve sahip olduklarımızın önemi ve değerinin bilincinde olmalıyız. Ancak, zaaflarımız ve eksiklerimiz üzerinde daha fazla durmamız gerekiyor. Biz de bunu yapacağız. Baştan uyarı: Zaaflara vurgularımız ‘inkarcı’ bir algılamaya neden olmamalı.
- TEMEL ZAAFLARIMIZ:
Aa) Örgütlü gibi görünen örgütsüzlük… Doğru dürüst komite ve organlaşma yok. Kişilerin tarzına bağlı bir çalışma ve şekillenme egemen (M örneği). Bir yoldasin tanimiyla;”Herkes kendi cadirinin agasi”
Ab) Politikaya ilgisizlik-apolitikleşme… Kuruluş etkinliği süreci – Hangi yayınları okuyoruz – İsviçre’de referandum örneği…
Ac) Ufuk ve ölçü daralması… Başkalarına bakarak hareket eden kuyrukçuluk, ahlakçı biçimsel yaklaşımların egemenliği, takvim devrimciliği temelinde dar pratikçilik.
“Günü” düşünme – stratejik/çokyönlü bakış zorunluluğu…
Ad) “Bazı şeyleri yapmama” temelinde bir ruhi şekillenme – genel ve bireysel düzeyde sonuçları…
Ae) Statükoculuk – kendimizle oportünist barışıklık,
Af) Kitlelerden ve yerel güçlerden kopukluk, gettolaşma, köksüzlük-mülteci psikolojisi, çarpıcı bir gösterge: dil sorunu! (Anlamı ve sonuçları)
Ag) Örgüt kültürünün zayıflığı, otorite ve disiplin eksikliği… Alınan karar ve direktiflerin dahi kolayca çiğnenmesi. Kişisel süzgeçlerden geçirilerek uygulanması (H örneği)… Önce kendimizden/yönetici organlardan başlamalıyız.
Ah) Fazla esneyen “esneklik”- “kaçar gider korkusu” – yol açtığı deformasyon: Demokratizm ve “uzlaşma kültürü”
Aı) Birikmiş kırgınlık ve önyargılar çok fazla. Hemen herkes sorunlara; olgu ve sureclere salt kendi konumundan,hakli oldugu veya “hakli” oldugunu zannettigi noktalardan bakiyor.Orgut odakli butunsellikten ve ozelestirellikten uzak bu carpik yaklasim, birbirimizi anlayarak sorunlarin saglikli bir tarzda cozumunu imkansizlastirdigi gibi birikmis tepki,onyargi ve kirginliklari pekistirici bir rol oynuyor. Bunun en önemli iki sonucu: Kullanıl(a)mayan kapasiteler ve çatlaklara/kişilere oynanması…
Ai) Yoldaşlık ilişkilerinin zayıflığı – sosyal paylaşım eksikliği – kişilik bölünmesi, “rol toplumu”
Aj) Planlı-programlı bir çalışma ve yönelimin olmayışı; bütünsel gelişme yerine dönemsel tekyanlı adımlar.Ornek olarak; bir donem “derneklesme”de kaydettigimiz basarilarin sonraki seruveni veya kuresellesme karsiti hareket icinde salt eylem kesitlerinde one cikisimiz…
Ak) Vasıfsızlık ve asalaklık… Biz halen asıl olarak vasıfsızlığı örgütlüyoruz. Uzmanlaşma yetersizliğinin ötesinde bir hastalık. Bugünkü hedef ve yönelimlerimizi istediğimiz kapsam ve hızda yaşama geçirebilmemizin önündeki en büyük engel. Asalaklik ayrica kitleler nezdinde devrimcilere olan guveni bastan sarsan en buyuk etkenlerden biri. Bir yoldasin gazete satisi sirasinda yasadigi durum…
Al) İçlegalizmin boyutları… Temelindeki mantık, “birkaç ufak tefek konu dışında YD’da illegaliteyi gerektirecek bir konu yok”… 11 Eylül konsepti, içerdiği tehlikeler, almamız gereken önlemler. ÖZÜ: “Ayırma” önerisinin yanlışlığı,
AN) Dedikoduculuk– Ingiltere ornegi…özel olarak “adam oluşturma” kültürünün boy vermesi
BU TABLONUN NEDENLERİ:
- Merkezi yönlendirme ve denetimin zayıflığı, yetersizliği – özeleştiri
- Ancak, her şey buna bağlanamaz. Özellikle ’94 sonrası için YD’deki yönetici kadroların yetersizliği ve zaaflar
IV- ATACAĞIMIZ ACİL ADIMLAR:
Örgütü örgütlemek-örgütü politikleştirmek… Bu bazı “idari” tedbir ve kararlar sorunu/süreci olarak anlaşılmamalı. Genel faaliyetin içeriği, örgütlenişi, ölçü-anlayış, alışkanlık ve tarzların değişmesi/aşılması süreci olarak algılanıp yürütülmek zorunda. Bu anlamda “ZİHNİYET DEVRİMİ” şart. Hem kişisel düzeyde, hem de total.
Önce “atıl kapasiteleri” örgütleyeceğiz. Sonra … Ancak bu bir basamaklandırma biçiminde anlaşılmamalı. İçiçelik ilişkisi
- Merkezi otorite ve disiplinin hızla kurulması. Otorite ve disiplinin temeli nedir? Manevi-siyasi otorite. Bu noktada yönetici kadroların sorumluluğu,
- Yazılı yönlendirme ve denetim temelinde bir işlerlik
- Örgüt güçlerinin eğitimi ve kadrolaşma… Niteliklendirme…
- Örgütsel hedefler temelinde işbölümü ve uzmanlaşma
BU KONULARDA SABIRSIZ ve TAVİZSİZ OLACAĞIZ.
SİZLERE “HATA YAPMA ÖZGÜRLÜĞÜ” TANIYORUZ!
V- TEMEL HEDEF ve YÖNELİMLERİMİZ:
- Küreselleşme karşıtı hareket ile kurumsal düzeyde süreklileştirilmiş bir ilişkinin kurulması- Enternasyonal Büro
- Yerel güçlerle her alanda ve her ülkede kurumsal düzeyde çok yönlü ilişkilerin kurulup geliştirilmesi.
- Türkiyeli göçmen kitlenin geniş kesimlerine açılım- Kadınlar ve gençlik…
Kürt Ulusal Hareketini’nin hayal kırıklığına uğrattığı güçler ve kesimlerle özel ilişki, bu kesimlere yönelik bülten çıkarma.
Her iki bağlamda dernekler politikamız ve derneklerimizin bundan sonraki çalışma esasları ve yönelimleri.
Dışımızdaki örgütsüzleşmiş sol birikim ve potansiyeli çevremizde mevzilendirmek,
YD’ye yönelik ÖZEL YAYIN projesi
- Türkiye’deki faaliyete dolaysız katkıda bulunacak özel birimler (Çeviri, internet ve teknik büro)
- Gerek ülkedeki yayınlara, gerekse YD’da çıkarılacak yayınlara dönük olarak çalışacak Yazı ve araştırma grubu.
- Mali sorunun çözümü, düzenli gelir kaynaklarının yaratılması.
BAŞARI DÜZ BİR ÇİZGİDE GELİŞMEYECEK – “HAYAL KIRIKLIKLARINA” DA HAZIR OLUN!
UMUT ve GÜVENİMİZİN DAYANAĞI: TARİHİN RÜZGARI BİZDEN YANA DÖNÜYOR