Bizleri bu karanlık günlerden kurtaracak olan kendi açtığımız yol olacaktır. Elbette kolay olmayacak, milim milim emek vererek ve sabrederek ilerleyeceğiz.
Tahsin (Yılmaz) gibi işçi kökenli kadrolar, önderler yaratmışız. Onların varlığı ve pratikleri bile bize bu geleneğin temel taşlarını açıkça gösteriyor.
İç tartışmalar konusunda belli bilgilere sahip olduğumda “Bu nasıl olur? Bizim içimizde bu tartışmalar nasıl kişiselleştirilir?” şeklinde duygu ve düşüncelerle büyük hayal kırıklığına uğradım.
Sosyalizm perspektifinin canlı olması ve her anlamda en önde dövüşmek, komünist bir grubun “sosyal devrim örgütü” olması için -gerekli olmakla birlikte- yeter koşulları oluşturmuyor.
Ben TİKB’yi bugünkü fiziki sınırlarıyla değil; tarihi boyunca yarattığı izler, oluşturduğu birikim ve bugün dışımıza düşmüş olsalar da şu ya da bu düzeyde bizimle ruhsal bağlarını koruyan geniş yoldaşlar toplamıyla birlikte düşünüyorum
TİKB bu yıl 41. kuruluş yıldönümünü kutluyor. Bu vesileyle farklı kuşakları temsilen onbir yoldaşımızla yaptığımız bir röportajlar serisi yayınlayacağız. İlk 3 yoldaş 1975 sonrası kuşağın temsilcileri. İkinci 5'li grup 12 Eylül'ün hemen ertesinde 1989-'95 arasında örgütlenmiş kadrolarımız. Son 3'lü ise 2000'ler sonrası