Remzi Basalak (23 Ekim 1992) Tarihe düşülen not Hepimizi etkileyen kahramanca tutumlar, asla birdenbire ortaya çıkan anlık refleksler değildir. Onların bir arkaplanı, çoğu kez yılları bularak derinleşen bir birikim, yoğunlaşma ve olgunlaşma süreçleri vardır. “Remzi tekmesi” de böyledir!.. O tekme de
Komünistleşmede süreklilik (22 Ekim 1992, Şaban Budak) Kısacık ama onurlu yaşamına Niğde‘de başlayan Selçuk, (Şaban BUDAK) yoldaş yoksul bir ailenin çocuğuydu. Emekçilik yaşamıyla daha ilkokul yıllarında tanışmıştı. Liseyi bitirene kadar da çeşitli işlerde çalıştı. 1980 yılında İTÜ Elektrik-Elektronik bölümünü kazandı. İlk yıl
Eralp Yazar yoldaş, 4 Mart 1992’de TİKB’nin kuruluş yıldönümü için yapılan korsan gösteride ölümsüzleşti “Geçmişe sayısız emeği geçmiş, sonrasında cüceleşenlerin yanında o bir devdi!” Bu sözler, Eralp Yazar yoldaşın ölümsüzleşmesinden sonra, birçok görevde olduğu gibi Eralp’in şehit düştüğü eylemde de omuz omuza olduğu Tahsin Yılmaz yoldaşın Orak
Oya Açan “Başkaları gitmiş olur gidince / Bir sen yakınsın uzakta kalınca”* Fatih yaşasaydı belki bu Fatih olmayacaktı, ölümsüzlüğe yürüdüğü o tarihsel eylemiyle hatırlanmayacak, büyük olasılıkla bizler gibi “sıradan” bir fani olacaktı! Yaşıyor olsaydı… Böyle anolojiler, akıl yürütmeler, projeksiyonlar hiçbir yere ulaştırmaz
H. Selim Açan Gençlik yıllarımda okuduğum devrimci-sosyalist romanlarda karşılaştığım olumsuz tipleri yazarların ‘uydurduklarını’ düşünürdüm. Bunlar gerçek olamazlardı. Sosyalizmi benimseyip partiye katılmış birinin, çıkarcı, kariyerist, sahtekar, hırsız, sabotajcı vb. birine dönüşmesi, o zamanlar bana, yeryüzü ile gökyüzünün birleşmesi kadar imkansız bir durum olarak